ADALET NEDİR DEDİRTEN “BİR KADIN HİKAYESi”

Taies Farzan, Berlin’in yakından tanıdığı bir tiyatro oyuncusu. Farzan’ın tiyatro yolculuğu Berlin’de başlamış. Bu nedenle genç oyuncu, Berlin için “yuvam” diyor. 8 yıl önce Berlin’den ayrılan Farzan, Türkiye’de pek çok önemli tiyatro ve sinema yapımlarında yer aldı. 12 Ekim’de İstanbul’da prömiyeri yapılan “Doğumdan Sonra Ölümden Önce – Bir Kadın Hikayesi” adlı tek kişilik oyunuyla yeniden Berlinli izleyiciyle buluşan Farzan, kadına yönelik şiddet çerçevesinde adalet olgusunu masaya yatıran oyununun tüm dünya kadınlarına ithaf edildiğini dile getirdi.

Hamileliğinin 37. haftasında olan oyuncu, geçtiğimiz Cuma günü doğumdan önce son kez oyununu sahneledi. 14 yıl aradan sonra Tiyatrom’da Berlinlilere merhaba diyen Farzan, performansı ile büyük beğeni topladı.

Oyununu ve hamilelik sürecinde oyuncu olmayı KADINCA.eu’ya anlatan Taies Farzan, “Bir Kadın Hikayesi”nin bıraktığı en önemli etkisinin “adalet” duygusu olduğunu şu sözlerle aktardı: “Oyun çok beğenildi. Ama ilk tepki genelde kala kalma. Ağlayanlar oluyor, özellikle kadınlar. Erkeklere gelince, mesela bir oyunda genç öğrenciler vardı. Bir kadının hayatında tecavüzün, şiddetin yaratabileceği yıkımı gördüler. Ve yaşanan bunca haksızlığa rağmen adaletin işlememesini sorguladılar. Galiba oyunun en çok iz bırakan tarafı da bu oluyor.”

Farzan, oyunun nihai amacının aslında bir adalet sorgulaması olduğunun altını bir kez daha çizerek, “Kadının yaşadığı şeyler çok ağır ve bütün bu acıların içinde özellikle işaret ettiğimiz şey, adalet. Neden derseniz, çünkü kanunlar var, adalet yok. Önemli olan bizim var olan kanunları, hakları harekete geçirebiliyor olmamız” dedi.

Türkiye’de kan kaybeden kadın hakları

Taies Farzan özellikle Türkiye ekseninden bakınca işlemeyen kanunların çok fazla can yaktığına dikkat çekti: “Düşünsenize daha Cumhuriyet’in ilk yıllarında kadınlara seçme seçilme hakkı verilmiş. Türkiye güzeli şeçilmiş falan. Tüm bunlar bugün çağdaş dediğimiz pek çok ülkeden önce” diyen Farzan sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu haklar sonradan nasıl görmezden geliniyor, uygulanmıyor ve hatta geriletiliyor, anlaşılır gibi değil. Mesela oyunda değindiğimiz tecavüz olayı, bugün para cezasıyla aklansın tartışmaları var. Ya da çocuk yaştaki kızlara tecavüz edenlerin, onlarla evlenmeleri durumunda af edilmeleri gibi bir şey söz konusu. Bunlar korkunç şeyler.”

“Bu oyunu, kahvehanelerde oynayabilmeyi isterdim”

Taies Farzan, adaletin inşası için toplumsal farkındalığa ihtiyaç olduğunu belirterek, “Kadınlarımız laf atmanın güzelliğe övgü değil, özel alana saldırı olduğunu ya da tecavüzün evlilik içinde de olabileceğini fark etmeli. Bu bilgileri vermek gerekiyor. Birçok erkek de böyle durumlarda, karşısındaki kadının hayatında neleri mahvettiğinin farkında değil. İşte bu oyunla bunu görmeleri çok mümkün. Onun için de oyunu kahvehanelerde oynayabilmeyi isterdim” şeklinde konuştu.

“Sanat, empatiye uzanan özel bir yoldur”

Taies Farzan ayrıca, kadına yönelik şiddetin, kadın cinayetlerinin Türkiye’de günlük hayatın bir parçası haline geldiğini, duyduğumuzda üzüldüğümüz sonrasında kanıksadığımız olaylara dönüştüğüne dikkat çekti. Farzan, bu olayların bireyin hayatında yarattığı yıkımı ya da çözümü sanat yoluyla çok yönlü göstermenin mümkün olduğuna işaret ederek, sanatın empatiye uzanan özel bir yol olduğunu vurguladı. Farzan, “Kadın veya erkek olmanın ötesinde, sahnedeki o acıyla empati kurabilmek, anlamak ve beraberinde ‘biz nereye gidiyoruz, ne yapabiliriz’ dedirtmek çok önemli. Sanatla insanların yüreklerine dokunduğunuzda mesele, gazetelerde ya da televizyonlarda gördüğümüz bir olay olmaktan çıkıyor. Sizi meşgul eden, iz bırakan bir şeye dönüşüyor” dedi.

“Oyuncu ya sahnede ölmeyi ya da sahnede doğurmayı ister”

Hamileliğinin doğuma yakın bir döneminde sahneye çıkmasıyla ilgili sorularımızı da yanıtlayan Taies Farzan, zor bir karakteri oynamasına karşın, bebeğinin oyununa en iyi şekilde eşlik ettiğini ve oyun boyunca hamilelikte muhatap olabilecek hiç bir sıkıntı ya da zorlukla karşılaşmadığını ifade etti.

Farzan, bunun bir oyuncu için eşsiz bir deneyim olduğunu dile getirerek, “Evet, sahnede doğum yapmak gibi bir risk de söz konusu. Keşke olsa. Oyuncular zaten neyi ister; ya sahnede ölmeyi ya da sahnede doğurmayı” dedi.

Oyun, 8 Mart’ta yeniden seyircisiyle buluşacak

Doğumdan sonra kendine ve bebeğine zaman ayırmayı istediğini söyleyen Farzan, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün özel bir gün olduğunu ve oyunu yeniden sahneleyerek bunu değerlendirmek istediklerini ifade etti.

Özlem Coşkun – KADINCA.eu – 25.12.2019 – 22:00
Fotoğraflar: Şükrü Tokay / SES, Münir Bağrıaçık / DieGAZETE.de ve AYPA

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*