FARKLI TINILARDAN MÜZİĞİN VE TİYATRONUN AHENGİNE

Gittiği her yerde büyük beğeni kazanan “Two Turkish Tenors” (İki Türk Tenor) adlı müzikal oyun, 25 ve 26 Mayıs tarihlerinde Berlin’deki Theater28 salonunda sahnelenmek üzere Berlin’e de geldi.

Atılgan Gümüş, yazıp yönettiği müzikalde Cenk Bıyık ve Serkan Kuru ile beraber oyunculuğu da üstleniyor. Müzikalde, konservatuvardan iki sınıf arkadaşının 20 yıl sonra sahne üzerindeki müzikal düellosu konu ediliyor. Opera sanatçısı Cenk Bıyık ile tiyatro oyuncusu ve tenor Atılgan Gümüş’ün sahne performansları büyük ilgi ile izleniyor.

İki gün boyunca Berlinli seyirciyi ağırlayacak olan “Two Turkish Tenors” ile ilgili aslında söylenecek çok söz var.

Öncelikle, gösteri sanatlarını harmanlayan bu oyun, farklı tınıların düellosu ile başlayan, oradan müziğin evrensel ahengine uzanan bir yolculuk… Opera, caz, pop ve türkü hepsi yan yana…

Dünyayı müzikle dolaşan, kah Amerika’da, kah Rusya’da, kah Türkiye’de konaklayan bir tiyatral şölen…

En önemlisi de muhatabı olduğu seyirciyi oyunun bir parçası yaparak, ona neşeli, sürprizli interaktif bir gösteri izlemeyi vadediyor.

Oyuna danslarıyla eşlik eden genç dansçı ve vokalist Tuğçe Güder başarılı koreografisiyle göz doldurdu.

“Farklılıklar en büyük zenginliktir”

Oyunun yönetmeni ve oyuncularından Atılgan Gümüş, Berlin.KADINCA.eu’ya verdiği röportajda zıtlık algısından hareket ederken bile sanatın ve insanın doğası gereği hep ahenge doğru gittiğini şu sözlerle anlatıyor: “Müzik evrenseldir. Bütün müzikler tamamen birbirinden etkilenip, birbirinden doğmuştur ve hepsinin ahengi muhteşemdir. Yani ezcümle; sanatta da, insanda da farklılıklar en büyük zenginliktir”
Oyunculuğuyla sempati toplayan opera sanatçısı Cenk Bıyık da, oyunun insanları içine çeken tarafının, farklılıkların dostluk duygusu içinde aktarılması olduğunu belirtiyor. Cenk Bıyık, bazen derinlerde de kalsa tüm insanlar içinde dostluk, kardeşlik duygularını taşır. Sanat, samimiyetle bu duyguların dışarı çıkmasına vasıta olur, bizi bütünleştirir” diyor.

“Oyunun tutkalı samimiyet”

Müzikalin oyuncularından Serkan Kuru, oyunun içine, sahneledikleri her yerde farklı seyircilerle olan etkileşimden kaynaklı doğaçlamaların da eklendiğini ifade ediyor. Serkan Kuru, “Her oyun aslında yeni bir deneyime kapı aralıyor, hem izleyiciler hem de biz oyuncular için. Ama yine de oyunun yüzde 90’nı Atılgan Gümüş’ün metnine dayanıyor. Oyun öylesine samimi ki, nerede metin, nerede doğaçlama devreye giriyor, bunu algılamak pek mümkün olmuyor. Aslında oyunun tutkalı samimiyet diyebiliriz” şeklinde konuşuyor.

“Almanya’daki Türklerle bütünleştik”

Almanya geçmişi olan, on yıl boyunca Almanya’da yaşayan opera sanatçısı Cenk Bıyık, mikrofonlarımıza Berlin seyircisini de değerlendirerek, “Buradaki Türkleri tanıdığımı düşünüyorum. O yüzden başından beri Atılgan’a Almanya’ya gitmeliyiz, Almanya’daki Türklere gitmeliyiz. Yabancılara zaten gideriz demiştim. Çünkü burada onlarla olacak güçlü duygu alışverişimizi biliyordum. Öyle de oldu, onlarla gerçekten bütünleştik” diyor.

Not: Oyunu izlemek için hala fırsatınız var. Bugün 26 Mayıs saat 18.00’de Theater28 salonunda “Two Turkish Tenors” Berlinli izleyicisini tekrar bekliyor, kaçırmayın…

Özlem Coşkun – Berlin.KADINCA.eu– 26.05.2019 – 15:15

1 Comment

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*