“KADIN HAKLARI BİR ÜLKENİN DEMOKRASİ ÖLÇÜTÜDÜR”

“Kadın konusunda demokratik olmayan bir siyasi anlayış, ülkeye demokrasi getiremez”

Kadın, İslam ve demokrasi konulu kitaplarıyla tanınan Sosyal Demokrat Parti (SPD) eski Federal Milletvekili Lale Akgün, Berlin.KADINCA.eu‘ya demokrasi ve kadın hakları çerçevesinde Türkiye’de yerel seçimleri öncesi Türkiye-Almanya, Türkiye-AB ilişkisini değerlendirdi.

Lale Akgün, Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) 2002 yılında Türkiye’de iktidara geldiğinde Federal Meclis’te milletvekili olduğunu belirterek, “AKP o sıralarda AB’ye girmeyi hedeflediğini söylüyordu. Bu nedenle “Kopenhag Kriterleri”ni yerine getirmek için Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden hızla gerekli reformları geçirdi. Tabii bu, Almanya ve AB tarafından takdirle karşılandı. Ama ben, kadınlar konusunda demokratik olmayan bir siyasi anlayışın ülkeye demokrasi getirebileceğine hiç inanmadım” şeklinde konuştu.

 

Akgün,“Kaldı ki daha sonra, reformların hayata geçirilmediğine ve ülkede demokrasinin değil ileri gitmek, gerilediğine şahit olduk. Kadın hakları bir ülkenin demokrasi ölçütüdür. Bugün Türkiye’de kadınlar tecavüze uğruyor, cinayete kurban gidiyor, failler ya ceza almadan ya da cüzi cezalarla kurtuluyor. Kız çocukları erken yaşta evlendiriliyor, çok eşlilik normalleştiriliyor; en kötüsü de tüm bunlar siyasi iktidar tarafından destek görüyor” sözleriyle Türkiye demokrasisinin  kadın hakları çerçevesinde çağdaş ülkelerin gerisine düştüğünü savundu.

“Kadın dayanışması dini öğelerle bölünmeye çalışılıyor”

Berlin’de SPD’nin gençlik örgütü Genç Sosyalistler (Jusos) tarafından düzenlenen “Türkiye Almanya ilişkilerinin geleceği; Türkiye’deki gelişmeler çerçevesinde Almanya ve AB nasıl politikalar izlemeli?” konulu panele “Diyalog ve Eğitim Vakfı” Başkanı Ercan Karakoyun ile katılan eski SPD milletvekili, Türkiye’de kadınların, yaşadıkları ağır baskı nedeniyle bir araya gelip dayanışma gösterdiğini ifade etti. Bununla birlikte iktidarın kadın dayanışmasını bölmek için dini öğeleri kullandığını ileri süren Akgün, “İstanbul’da 8 Mart Dünya Kadınlar Günü yürüyüşünde ezanın ıslıkla protesto edildiğini söyleyen bir iktidar var. Ama biliyoruz ki, o ıslıklar polis barikatlarını protesto etmek içindi, ezanı değil. Kadınları inançlı inançsız, ahlaklı ahlaksız diye bölmeye çalışan bir siyasi iktidar mevcut. Bu nedenle kadın hakları seküler bir anlayışla güvence altına alınmalı” dedi.

“Hukuk devleti işlemiyorsa seçimler nasıl güven altına alınabilir?”

Türkiye’de yapılacak yerel seçimlere de değinen Lale Akgün, seçim sonrası yerel yönetimlerin iktidarlarında çok büyük değişiklik beklemediğini şu sözlerle ifade etti: “Gördüğüm tablo hiç iç açıcı değil. Ülkenin en üst makamı, şu anda muhalif politikacılara karşı korku saçıcı beyanlarda bulunuyor. Seçimler inandığımız şekilde  yapılamıyorsa; seçmen kütükleri kontrol altında değilse, mühürsüz zarflar, oylar geçerli sayılıyorsa, anayasayı çiğneme pahasına, yani hukuk devleti işlemiyorsa seçimler nasıl güven altına alınabilir? Bu şartlar altında ben, seçimlerin eşit koşullarda, şeffaf ve demokratik olabileceğine inanmıyorum.”

“Halkın demokratik kararı, gücü seçimdir” diyen eski SPD milletvekili sözlerini şöyle sürdürdü: “Seçimlere güven duyulmuyorsa, soru işaretleriyle sandığa gidiliyorsa, güçler ayrılığı yok olduysa ve ülke tek parti rejimine doğru gidiyorsa halk kendisi için demokrasiyi nasıl işletebilir? İnanın bunun cevabını bilmiyorum.”

AB ve Almanya’nın en önemli kozu ekonomik yaptırımlar

Lale Akgün, Almanya ve AB’nin, Türkiye’nin demokratikleşmesi yolunda karşılıklı sivil toplum örgütleriyle dayanışma içine girerek, projeler geliştirerek ve mahkemelere gözlemeci göndererek destek olabileceğini kaydetti. Akgün ancak, hiçbirinin ekonomik yatırımlar kadar etkili olmayacağını da ekledi: “Türkiye’nin ekonomik durumu gittikçe kötüleşiyor. Seçim sonrası korkarım halk daha acı reçetelerle karşı karşıya kalacak. Ancak bu durum, var olan anti demokratik idareyi  kırabilecek yegane alternatif olarak duruyor. Demokrasiyi savunan ülkeler ve enstitüler tıpkı Güney Afrika’ya, İran’a hatta zamanında nazi geçmişi olan cumhurbaşkanı seçtiği için Avusturya’ya uyguladığı ekonomik boykotu Türkiye’ye de uygulayabilir. Bence, AB ve Almanya’nın en önemli kozu ekonomik yaptırımlar.”

Ercan Karakoyun ise ekonomik yaptırımların sadece Türkiye’de iktidarda bulunan yönetimi değil, onunla mücadele eden kesimi de cezalandırmak olduğunu savundu. “Diyalog ve Eğitim Vakfı” Başkanı, “Türkiye’de AKP iktidarını savunan yüzde elli bir kesim varsa, yüzde elli de ona karşı olan bir kesim var. Dışarıdan ekonomik yaptırım uygulanırsa demokrasi için mücadele verenler de cezalandırılmış olacak. Bunun için uzun vadeli de görünse sivil toplum üzerinden yapılan bir mücadeleden yanayım” diye konuştu.

Özlem Coşkun – Berlin.KADINCA.eu – 30.03.2019 – 05:20

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*