KOŞU PROTEZİYLE MİTOLOJİK BİR KAHRAMANA BENZEYEN ALİ LAÇİN

3 Aralık “Dünya Engelliler Günü”ydü ve geçtiğimiz hafta boyunca konuya dair duyarlılığı artıran çeşitli etkinliklerle değerlendirildi.

Bu çerçevede gazeteci ve radyo programcısı Ayşen Karaman da “Ayşen’li Dakikalar” adlı radyo programına, geçen yıl Avrupa Paralimpik Şampiyonası’nda gümüş madalya ve bu yıl da Dubai’deki Dünya Şampiyonası’nda üçüncülük alan paralimpik koşucu Ali Laçin’i davet etti.

Bilenler bilir; Ayşen Karaman’ın radyo programı, farklı alanlarda başarılara imza atmış isimleri ve medya çalışanlarını aynı anda ağırlayan ve bu insanları bir ailenin parçası gibi hissettiren bir platformdur.

Biz de KADINCA.eu ekibi olarak bu platformu değerlendirdik ve başarılı koşucu Ali Laçin ile umut, sevgi ve insan olmaya dair bir röportaj yaptık.

Ali Laçin 1,5 yaşında geçirdiği kemik rahatsızlığı nedeniyle ayaklarını kaybetmiş. Laçin’in bacakları diz üstünden kesik ve protez kullanıyor. Son derece yakışıklı, atletik, özgüven sahibi bir genç adam, özellikle koşu protezleriyle mitolojik bir kahramana benziyor. Sorularımızı da samimiyet ve umut mesajlarıyla cevapladı.

KADINCA.eu: Sevgili Ali, başarılı bir paralimpik koşucusun. Spor hayatında hep mi var? Yoksa bu ilgi sonradan mı gelişti?
Ali Laçin: Aslında sportif bir aileyiz. Abilerim, kardeşim hep futbol oynarlar. Küçükken halı sererler, kale yaparlardı. Ben de halıya oturur, kaleci olurdum. Çünkü o zamanlarda protez imkanı yoktu. Genel olarak sporu sever, ilgilenirdim. Tabii hayatımda farklı dönemler oldu. Bazı dönemlerde daha aktiftim. Büyüdükçe karanlık dönemler başladı.

KADINCA.eu: Karanlık dönemlerle neyi kastediyorsun? Bunlar senin açından nasıl dönemlerdi?

Ali Laçin: Karanlık dönemleri şöyle özetleyebilirim, depresyona girdim. Çünkü farklı olduğumu artık tüm yönleriyle fark ediyordum. İnsanlar da bunu bana fazlasıyla hissettiriyorlardı. Bana acıyarak bakıyorlardı. “Sen bunu yapamazsın, şunu yapamazsın” diye ötekileştiriyorlar, farklılığımın altını çiziyorlardı. Neticede kendimi odaya kapatmaya, evden çıkmamaya başladım. Ardından “Neden ben? Niye ben?” sorularını sormaya başladım. Bir engellinin kendisine yapabileceği en büyük kötülük bu soruları sormaktır. Çünkü bu soruların bir cevabı yok.

“Neden ben? sorusu yerine, gerçeğimle nasıl yaşabilirim? Sorusu sorulmalı”

KADINCA.eu: Peki, bu karanlık dönemlerin nasıl üstesinden geldin?

Ali Laçin: Neden ben sorusu yerine, bu benim gerçeğim bu gerçeğimle nasıl en iyi nasıl olabilir sorusuna odaklanmak lazım. Biri yıkıcı, diğeri ise yapıcı bir yaklaşım.

KADINCA.eu: Nitelediğin karanlık dönemlerin ötesinde başarılarını gözönünden tutarsak, engelin bir motivasyon kaynağına dönüşmüş izlenimi veriyor. Bu konuda ne düşünüyorsun?

Ali Laçin: Evet, gerçekten böyle olabilir. Sorularımı değiştirdiğimde, anlayışta da bir değişim oldu. Artık Yaratıcı’nın adil olduğuna inanıyorum. Belki ayaklarım yok ama muhtemelen başka fazlalıklarım ya da artılarım var. Eksikliği dengeleyen bir fazlalığın varlığına inanıyorum. Bu da bana güç veriyor, yıkıcı sorulara ve beni karanlığa itmeye çalışanlara karşı kendimi bu sayede koruyabiliyorum.

“Vanessa Low beni hem utandırdı, hem de atletizme motive etti”

KADINCA.eu: Bu düşünceler mi seni atletizme sevk etti?

Ali Laçin: Kesinlikle. Sıkıntılı bir dönemde bir arkadaşım arayıp, televizyonda engelliler hakkındaki bir röportajı izlememi istedi. O sıralarda Alman Milli Takımı, 2012 Paralimpik Oyunlarına hazırlık yapıyordu. Onun çekimleri, röportajları vardı. Onu izledim. Orada bir kadın koşucu vardı Vanessa Low, tren kazasında ayaklarını kaybeden. Bu, beni çok etkiledi. “O yaparsa, ben de yaparım” dedim. Çünkü ben neredeyse doğuştan engelliyim, ayaklarımı 1,5 yaşında kaybettim. O ise ayaklarını 15 yaşında kaybetmiş ve buna rağmen ayağa kalkmış, başarılara imza atmış. Bu beni hem utandırdı, hem motive etti. Böylece atletizme başladım.

KADINCA.eu: Atletizme başlama sürecinde zorluklarla karşılaştın mı?

Ali Laçin: Çok kolaydı diyemeyeceğim. Protezlerin gelmesi üç yılımı aldı. Tam olarak 2014’te başladım. Tabii beraberinde protezlere alışmam da bir yıl sürdü. Bir çocuğun yürümeyi öğrenmesi gibi bir şey. Bambaşka bir his. Daha önce yürümediğin bir tarzı deneyimliyorsun. Koşu protezinin formu farklı ve sen bunun her şeyini öğrenmek zorundasın, çünkü hız yapıyorsun. Eğer protezine hakim değilsen kötü sonuçlarla karşılaşabiliyorsun. Ne yazık ki, ben de 2013’te düştüm, köprücük kemiğimi kırdım. Ameliyat oldum, sekiz ay koşu pistlerinden uzak kaldım. 2014’te doğru protezlerle koşmaya başladım ve koşmaktan büyük keyif alıyorum.

“Protezlerle koşmanın net ifadesi özgürlük hissi”

KADINCA.eu: Ben de bunu soracaktım. Paralimpik koşuları izlerken adeta mitolojik kahramanları izlediğim hissine kapılıyorum. Farklı bir koşu stili var, özgür adeta sınırları aşan bir görüntü veriyor. Sen koşarken neler hissediyorsun?

Ali Laçin: Özgürlük hissi, tam net ifade aslında. Çünkü yıllarca yapamadığın bir şeyi koşu protezleriyle yapabiliyorsun. Bu da bana kaçabilmek, uzaklaşabilmek, hız yapabilmek ve alabildiğince özgürlük duygusu veriyor. Koşarken farklı bir insana dönüşüyorum.

KADINCA.eu: Koşmanın yarattığı bu özel duygu, sosyal hayatına nasıl yansıdı?

Ali Laçin: Sosyal hayatımda da yüzde yüz bir değişim oldu. Daha özgüven sahibi birine dönüştüm. Beraberinde bana acıyan bakışlar değişti, bunun yerini saygı aldı. Bu da beni güçlendirdi. Eskiden şortla gezmeye utanırdım. Yaz aylarında artık şortla geziyorum, protezlerim görünüyor. İnsanlar ve çocuklar bunu görüyorlar.

“Çocuklar benim İron Man ya da RoboCop olduğumu düşünüyor”

KADINCA.eu: Çocuklar protezli Ali’yi nasıl karşılıyorlar? Benim düşündüğüm gibi onlar da senin mitolojik bir kahraman olduğunu düşünüyorlar mı?

Ali Laçin: Çocuklar görünce heyecanlanıyorlar. Yarı robot, yarı insan olduğumu düşünüyorlar. Bu fikir, onların hoşuna gidiyor. Iron Man diyorlar, RoboCop diyorlar. Tüm bunlar çocuklarla daha çok iletişim kurmama, onlarla oynamama neden oldu. Aslında bir engellinin de normal karşılanma isteği tam da budur. İnsanlar gelsinler, önyargısız bir şekilde sorsunlar: “Ali senin protezin nasıl bir şey? Nasıl çalışıyor?” İnsanlar arasında duvarlar ancak böyle kalkabilir.

Ali Laçin, Almanya’da yeniden yılın sporcusu olmaya aday

KADINCA.eu: Peki, dilersen biraz da atletizmden elde ettiğin başarılarından bahset.

Ali Laçin: İlk uluslararası yarışım 2016’da İtalya’daydı. Orada beşinci oldum. İlk deneyimimdi ve bu yolla o yıl Rio’da düzenlenen paralimpik oyunlara katılmayı hedefliyordum. Ancak barajı aşamadığım için katılamadım. Sonrasında yani 2017’de koşmayı bıraktım. Sanırım umudum kırılmıştı. Ama aynı yıl bir telefon aldım ve 2018’de Berlin’de yapılacak Avrupa Şampiyonası’na davet edildim. Neticede tekrar koşuya başladım ve Avrupa ikincisi oldum. Aynı anda yılın sporcusu olarak Berlin’den aday gösterildim ve üçüncü oldum. Bu sene katıldığım Dünya Şampiyonası’nda da üçüncülüğüm var. Aynı zamanda 100 ve 200 metrelerde Avrupa rekorunu kırdım. Yine yılın sporcusu olmaya aday gösterildim. 14 Aralık’ta sonuçlar açıklanacak.

“Tüm engelleri aşmak, ilk adımı atmakla mümkündür”

KADINCA.eu: Engelliler Günü’nü geride bıraktık ama engellilere vermek istediğin bir mesaj var mı?

Ali Laçin: Onlara “Korkmasınlar, cesur olsunlar” demek isterim. Aslında herkesin engeli var. Engelli olmayanların da hayatında bir takım engeller var. Bunlar bedenen ya da zihinsel olmak zorunda değil. Söz konusu engeller bazen iş hayatında, bazen aile veya bazen de sosyal hayatta olabiliyor. Engellerle karşılaşınca ayağa kalkmak ve zorluklara göğüs germek gerekiyor. Her şeyden önce ilk adımı atmak çok önemli. Bunu deneyimleyen biri olarak ilk adımın her türlü engelleri aşacağına yürekten inanıyorum.

KADINCA.eu: Sevgili Ali, Ayşen’in programına katıldın. Ayşen, çok başarılı bir kadın meslektaşım ve hemen hemen tüm haber kaynaklarıyla dostluk kurmayı başaran bir medya çalışanı. Onunla ilgili düşüncelerin neler?

Ali Laçin: Bu, programına üçüncü katılmışım.Programda bir saatin nasıl geçtiğini anlamıyorum. Bu da programın ne kadar başarılı olduğunun bir işareti. Ve Ayşen abla benim için çok değerli. En büyük destekçilerimden biri. Mesajlarıyla, paylaşımlarıyla her zaman arkamda olduğunu hissettiriyor.

“Kadınlar merhametli ve daha incelikli bir ruha sahipler”

KADINCA.eu: Biz, kadınlarla ilgili konulara ağırlık veren bir internet sitesiyiz. Kadınlarla olan iletişimin nasıl?

Ali Laçin: Kadınlar, her şeyden önce engele ve engellilere daha farklı bakıyorlar. Daha merhametli ve sevgi dolular. Bu belki de içlerinde taşıdıkları annelik duygusu ile alakalı. Kesinlikle daha sevecenler ve incelikli bir ruha sahipler. Kadın, toplum demek. Toplumdaki değişim ancak onlarla gerçekleşebiliyor. Bu nedenle çok kıymetliler.

KADINCA.eu: Son soru olarak, özel hayatındaki kadınla ilgili bir sır alabilir miyiz?

Ali Laçin: Evliyim. Yeni evliyim diyebilirim. Çok mutluyuz. Eşim engelli değil. Beni olduğum gibi kabul edip sevdiği için evlendik. Bana kendimi değerli hissettiriyor. Ve karşılıklı sevgimiz, bizi karşılıklı güçlü kılıyor.

Özlem Coşkun – KADINCA.eu – 08.12.2019 – 23:30

Fotoğraflar: ALEX ve AYPA

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*