Sazın gizeminde yollara düşmüş bir kadın: PETRA NACHTMANOVA

“Berlin’den Horasan’a sazın gizemi peşinde” sloganıyla yola çıkan saz erbabı Petra Nachtmanova, 13 haftalık serüvenini “Saz” isimli bir belgeselle perçinledi.

İlk gösterimi 5 Nisan’da 38. İstanbul Film Festivali kapsamında yapılan “Saz” belgeseli, 11 Nisan’da Radialsystem’de Berlinli izleyicisiyle buluştu. Arte/ZDF yapımı belgeselin yönetmeni Stephan Talneau; Nachtmanova’nın müziğini kaydeden de ona yol boyunca eşlik eden Florent Chaintiau. Belgeselde Petra Nachtmanova, Berlin-Kreuzberg’de tanıştığı sazın efsanevi köklerini aramak için yola çıkıyor, Bosna, Arnavutluk, Bulgaristan, Türkiye, Gürcistan, Azerbaycan ve İran duraklarında saz çalan üstatlarla bir araya geliyor. Nachmanova buluştuğu bu insanlarla saz vasıtasıyla kalplere dokunan bir gönül bağı kuruyor. Beyaz perdeden izleyiciye geçen bu samimi bağ, filmde altı çizilen “Saz kalbin anahtarıdır” ifadesini de güçlendiriyor.

Saza sevdalı Petra Nachtmanova

Peki, saza sevdalı bu kadın kimdir? 31 yaşındaki Petra Nachtmanova, Viyana’da doğup büyüyen Polanyalı-Çek bir anne-babanın kızı. Çocukluğunda klasik müzik eğitimi alan Nachtmanova, İngiltere’de tarih okuduktan sonra Berlin’e yerleşmiş. Rönesans Barok müziğine yönelmeyi planlarken, bir anda halk müziğine merak sarmış. Genç müzisyenin sazla yolu ise Berlin’de yaşayan Türkler sayesinde kesişmiş. Bir cemevinde saz kursuna yazılan Nachtmanova, “Saz ve söz” birlikteliğine işaret ederek, “Türküleri, deyişleri daha iyi anlayıp sazın ruhuna inmek için Türkçe öğrendim” diyor. Son derece düzgün bir Türkçe konuşan genç müzisyen, türkülerini de arı bir Türkçe ile seslendiriyor. Sazıyla çıktığı yolculukta hemen hemen uğradığı her durakta Türkçe iletişim kuran Nachtmanova “İnsanlarla bazen Türkçe, bazen de sadece saz vasıtasıyla konuştum” diye ifade ediyor. Nachtmanova, üç yıldır bir Karadenizli ile evli.

Bu yolculukta en çok “EV” duygusunu öğrendim

Berlin.KADINCA.eu‘ya sazla olan ilişkisini ve çıktığı serüveni anlatan Petra Nachtmanova, müziğin içinden gelen biri olarak sazla tanıştıktan sonra ona tutkuyla bağlandığını ve sazın kendisi için vazgeçilmez bir enstrüman olduğunu şu sözlerle aktarıyor: “Saz çalmayan insanlar için saz, sadece bir enstrüman olarak algılanabilir. Ama çalmaya başladığınızda bunun daha ötesi olduğunu fark ediyorsunuz. En önemlisi çok samimi, hem sizi size, hem de toplumu size yansıtıyor. Bu nedenle halkın enstrümanı diyebilirim.”

Genç müzisyen, sazın gizemi peşinde çıktığı yolculukta, hedeften çok yolun kendisine kattığı duygulara konsantre olduğunu söylüyor. Nachtmanova, “Yol öncelikle size sabrı öğretiyor. Tanıştığınız yeni insanlar, yeni yerler size ilham veriyor. Ama bu yolculukta en çok ev duygusunu öğrendiğimi hissediyorum. Enteresan bir şekilde yollarda ev duygusunu öğrendim. Farklı coğrafyalarda da olsa sazın samimiyeti, birleştiriciliği bu duygunun kaynağı olsa gerek. Tabii ev duygusunun içinde kendi kendinle barışmak, huzur bulmak, tamamlanmak da var” şeklinde konuşuyor.

Saz çalan kadınlar, az ama etkili

Petra Nachtmanova, belgeselde saz çalan iki kadın üstadın yer aldığını, her ne kadar daha fazla sayıda kadınla görüşülmüş olsa da belgeselin gerçeği yansıtması adına böyle bir tercihte bulunduklarını belirtiyor. “Şehirde saz çalan kadınlar daha fazla ama genelle kıyasladığınızda sayıları erkeklere göre  az” diyen Nachtmanova sözlerini şöyle sürdürüyor: “Belgeselde de görüldüğü gibi sayı az ama yer aldıkları toplumlarda son derece etkililer. Ayşe Sewaqi, Aşık Nargile gibi.”

Saz belgeselinde Ayşe Sewaqi bulunduğu Kürt toplumu içinde önceleri saz çaldığı için olumlu karşılanmadığını ancak daha sonra sazda ilerleyip ünlü olunca saygınlık ve sevgi kazandığını aktarıyor. Aynı şekilde Gürcistan’da yaşayan ve belgeselde yer alan Aşık Nargile’nin de, Nachtmanova ile gittikleri bir Azeri düğününde büyük bir saygı ve ilgiyle karşılandığına şahit oluyoruz.

Nachtmanova saz konusunda kadın üstatların olduğunun altını çiziyor ama kadınların bu konuda daha fazla cesaretlendirilmesi gerektiğini vurguluyor. Nachtmanova,”Saz kurslarına gelen öğrencilerin çoğunu kızlar oluşturuyor ve ilk yıllarda erkeklerden daha başarılılar. Fakat daha sonra bırakıyorlar. Bunun çok çeşitli nedenleri olabilir. Mesela özgüven eksikliği, bu benim tecrübem. Kızlar bu konuda motive edilebilir” diyor.

İstanbul kimlik soruları, Berlin ise analitik sorular yöneltti

İstanbul ve Berlin seyircisini de Berlin.KADINCA.eu için değerlendiren Petra Nachtmanova, “Türkiye’de de ilgi buradaki gibi büyüktü. Türkiye’deki seyircilerden gelen sorular daha çok benimle, kimliğimle ilgili meraktan doğan sorulardı. Buradaki seyirci ise analitik sorular yöneltti. Tabii Berlinliler beni tanıyor, saz konusundaki arayışımı daha yakından biliyorlar. Bunun için de daha ziyade yolculuğumun etkileri, neticeleri ve problematiği üzerinde yoğunlaştılar” diye ifade ediyor.

Petra Nachtmanova ayrıca “Saz” belgeselini izlemek isteyenlerin Arte Televizyonu’nun internet sitesi arte.tv’de belgeselin Almanca ve Türkçe kesitlerini bulabileceklerini aktarıyor.

Özlem Coşkun – Berlin.KADINCA.eu – 12.04.2019 – 19:00

 

1 Trackback / Pingback

  1. Kendisi Viyanalı, ailesi Polonyalı ve Çek: Genç bir kadının saz tutkusu

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*