SİVAS KATLİAMININ ÖĞRETTİKLERİ

Türkiye 2 Temmuz 1993 Cuma günü büyük bir acıyı ve utancı aynı anda yaşadı. Pir Sultan Abdal Şenlikleri için Sivas’a gelen çoğunluğu Alevi 33 yazar, şair, ozan, düşünür ve iki otel çalışanı radikal İslamcıların Madımak Oteli’ni ateşe vermesi sonucu hayatını kaybetti. Olayın en üzücü tarafı, yanan otelden yardım çığlıkları yükselirken güvenlik güçlerinin basiretsizliği, siyasetin vurdumduymazlığı ve bunun medya aracılığıyla tüm ülkeye canlı yayın olarak yansımasıydı.

Geçen 27 yılda olayın faillerinin bir kısmı yurt dışına kaçarken, kalanlar serbestçe dolaşmaya devam ettiler. Yargılamanın uzatılması ile zaman aşımına uğratılan davada, tutuklu sanık da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın affı ile tahliye edildi.

Türkiye’de ve tüm dünyada olduğu gibi Berlin’de de başta Alevi örgütleri olmak üzere, siyasi partiler, sosyalist örgütler Sivas Katliamı’nın 27’nci yılında yaptıkları açıklamalarla faillerin yargılanmasını talep ederek, demokrasi ve özgürlük çağrısını yinelediler.

Berlin’de ilk etkinlik, tarihi Brandenburg Kapısı önünde protesto eylemi biçiminde gerçekleştirdi. Ardından da Berlin Alevi Toplumu – Cemevi’nde Sivas Katliamı’nda hayatını kaybedenler için bir anma etkinliği yapıldı. Konuşmacılar, söz konusu acı olayı kınarken bundan çıkarılan dersleri de paylaştılar. KADINCA.eu’nun mikrofonuna konuşan Berlin Alevi Toplumu – Cemevi Başkanı Dr. Yüksel Özdemir, “İşin gerçeği, biz Aleviler 1993 Sivas Katliamı’na kadar Alevi kimdir? Alevilik nedir? Yeterince bilmiyorduk. Zira Türkiye’de bunu öğrenecek kaynak ve kurumlar sınırlıydı. Bu acı olayla birlikte örgütlenerek, araştırmalarımızı yoğunlaştırdık, kaynaklarımızı çoğalttık ve cemevleri açtık” dedi.

“Evrensel değerlerimiz Avrupa toplumu içinde bize yer açtı”

Berlin Alevi Toplumu – Cemevi Başkanı, Alevi örgütlenmesinin kendini tanıma sürecini takiben dış dünyaya da anlatma çabası içine girdiğini aktardı. Dr. Yüksel Özdemir, özellikle Almanya’da dini ve siyasi kurumlarla yan yana geldiklerini ifade etti. Özdemir bu sayede Alevilere ait insanı merkeze alan, düşünce ve vicdan özgürlüğüne saygılı, kadın ve erkek eşitliğini savunan değerlerin hem Alman hem  Avrupa toplumu içinde kabul gördüğünü ve Alevilere yer açtığını kaydetti. Dr. Özdemir, “Bu sayede pek çok kazanımlarımız oldu. Bunlardan biri, Almanya’da İslamiyet şemsiyesi dışında bağımsız dini bir topluluk olarak kabul görmemiz” şeklinde konuşan Cemevi Başkanı, sözlerine şunları da ekledi: “Böylece Almanya’nın 9 eyaletindeki ilkokullarda, bazı ortaokul ve liselerde Alevilik dersleri verebiliyoruz. Malumunuz Almanya’da İslamiyet, Berlin ve Hamburg dışında resmen kabul edilmiş bir inanç değil. Bu nedenle başka eyaletlerde inanç dersleri veremiyorlar. Biz bütün eyaletlerde verebiliyoruz. Bir çok eyaletle hak eşitliği anlaşması imzalıyoruz ve devlet tarafından resmen tanınan resmî bir kurum olan “kamu tüzel kişiliği” hakkı alma çabası içindeyiz. Bu vesileyle kamu yararına çalışan bir kurumdan, kamu tüzel kişiliği hakkına sahip bir kurum statüsüne geçme şansımız olacak. Bu da toplumumuz için eşitlik ve haklarımız için güçlenmemiz anlamına geliyor.”

“Türkiye’de demokrasi için sesimizi daha fazla yükseltmeliyiz”

Berlin Cemevi’ndeki anma etkinliğe katılan Sol Parti Berlin Eyalet Milletvekili Hakan Taş da, Sivas Katliamı başta olmak üzere bu tür acıların, sadece Türkiye’de değil dünyanın farklı yerlerindeki Alevileri ortak acıda tek bir ses olarak yan yana getirdiğini ve örgütlenmelerine vesile olduğunu dile getirdi.

Sol Parti Milletvekili bununla birlikte, olayın faillerinin yurtdışında serbestçe dolaştığını, gittikleri ülkelerin vatandaşlığına geçtiklerini ve insanlık suçu ile yargılanmasına rağmen olayın tek tutuklu sanığının Cumhurbaşkanı tarafından serbest bırakıldığını hatırlattı. Hakan Taş buna dayanarak, “İnsanlık suçu işleyen birinin dünyanın herhangi bir yerinde serbest bırakılması söz konusu değildir. Dolayısıyla Türkiye uluslararası hukukun dışında hareket etmektedir.

Yurtdışındaki faillerin yargılanabilmesi için de Türkiye’nin onlara ait dosyaları göndermesi ve iadelerini talep etmesi gerekiyor” şeklinde konuştu.

Taş, ayrıca kendisinin ve demokrasiye, insan haklarına inanan farklı partilerden vekillerin bu konuda Türkiye ile iletişime geçmesi yönünde Alman hükümetine önerge sunduklarını da ekledi. Taş, “İşte bu noktada Aleviler gücüne güç katmalı. Gidenlerin ardından seyirci kalma zamanı geçti. Artık sesimizi hep birlikte yükseltmemiz gerekiyor” diyerek sözlerini şöyle sürdürdü: “Aleviler tek başına değiller. Türkiye’de bizim acılarımızı paylaşan, kayıplara artık dur demek isteyen, barışa evet diyen insanlar var. Bu insanlarla ortaklaşa hareket edip, demokrasi için, acıların dinmesi için sesimizi dünyaya duyurmalıyız.”

Ozan Şahturna’nın da katıldığı anma etkinliği saygı duruşuyla başladı. Ardından Cemevi’ndeki gençlerden oluşan topluluk saz eşliğinde deyişlerle semah döndü. Sırasıyla Berlin Alevi Toplumu – Cemevi Başkanı Dr. Yüksel Özdemir, Sol Parti Berlin Eyalet Milletvekili Hakan Taş, Sivaslı Canlar Derneği Başkanı Cemal Boyraz, Dersim Cemaati Başkanı Müslüm Karataş ve CDU üyesi Tolga İnci birer konuşma yaptı. Şehir dışında bulunan Yeşiller Partisi Eyalet Milletvekili Fatoş Topaç’ın mesajı okundu. Etkinlik saz ve sözle noktalandı.

Özlem Coşkun – KADINCA.eu – 04.07.2020 – 22:00

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*