TÜM DİNLERİN BARIŞ AŞI “AŞURE”

Son günlerde başta Türkler olmak üzere Ortadoğu ülkelerinden gelen komşularımız kapımızı çalıyor ya da biz onları ziyaret ederek birbirimize aşure ikram ediyoruz. Hiç kuşkusuz aşure Muharrem ayının en önemli sembollerinden biri. Peki, Muharrem ayı nedir? Özellikle Alevi toplumu için ne anlama gelmektedir?

Muharrem ayı nedir?

Muharrem ayı, Hicri takvime göre yılın birinci ayıdır. Arapça olan kelime “haram” kelimesinden türetilmiştir. Arap kabileleri İslamiyet öncesi dönem de dahil, bu ayda birbirlerine savaş açmak gibi “yasaklanan” eylemlerden kaçınmışlar, uzaklaşmışlar.

Ancak bu barış ayında yaşanan “Kerbela olayı” Muharrem’in bir yas ayı olarak anılmasına neden olmuş. Ehl-i Beyt’e tabii olan Alevi toplumu başta olmak üzere İslamiyetin çeşitli inanç kolları, Kerbela’da Hz. Hüseyin ve 11 imamın katledilmesi nedeniyle Muharrem ayında yasa bürünür. 12 imamı anmak için 12 gün oruç tutulur. Oruç sonunda da aşure pişirilir ve dağıtılır.

Berlin’de de öncelikle dini kuruluşlar olmak üzere, çeşitli siyasi ve sivil toplum örgütleri Cuma gününden başlayarak hafta sonu boyunca aşure pişirdi ve dağıttı.

Biz de KADINCA.eu olarak hem Alevilikte hem de Anadolu halk ozanları geleneğinde Muharrem ayının yerini anlamak için Berlin’de yaşayan iki değerli halk ozanı, Ozan Şahturna ve eşi Ozan Şiar’la biraya geldik, Muharrem ayını konuştuk.

Ozan Şahturna, öncelikle Muharrem ayının bir oruç ayı olmadığını vurguladı, orucun zorlama olmadan, gönüllüğe dayandığının altını çizerek şunları söyledi: “Alevilikte ibadetler zorunlu değildir, Alevilik bir ağlama duvarı da değildir. Bu çerçevede Muharrem ayı, Şah Hüseyin diyerek kapı arkalarında ağlamak değildir. Muharrem ayı Şah Hüseyin’in duruşunu, onun mücadelesini anlamaktır.”

“Ozan için Muharrem, zulme direniştir”

Ozan Şahturna Anadolu ozanlarının da Muharrem ayına bu pencereden baktığını belirterek, “Şah Hüseyin, Yezid’in zulmüne direnmiştir ve bu uğurda başını vermiştir. Halk ozanı, bunun acısını derinden duyar ve zulüm nerede olursa olsun, zulmü korkusuzca dile getirir” dedi.

Şahturna, “Ortaçağda olduğu gibi çağımızda da dünyanın çeşitli yerlerinde Muaviye Yezid gibi zalimler ve acının kök saldığı Kerbela’lar mevcuttur. O gün olduğu gibi bugün de Yezidlere direnmeye devam ediyoruz; sazımızla, sözümüzle, en önemlisi de yaşama biçimizle” diyerek KADINCA.eu için şu şiirini paylaştı:

Güzel Anadolum kültür kalesi
Alevîlik yalnız saz ilen değil
Ta yürekten gelir mazlumun sesi
Kalabalık üç beş söz ilen değil

Hüseyin direndi düzene karşı
Hiç boyun eğmedi ezene karşı
Pir Sultan canlara evrensel çarşı
Ezilen yanında yoz ilen değil

Suya sabuna dokunmayan kirli
Gerçekleri söyler yüreği erli
Süremez bu yolu kalp gözü körlü
Görmek sade bir çift göz ilen değil

İnsan Hakk’ta Hakk insanda yaşıyor
Enel Hak sırrında Mansur coşuyor
Gönlümüzde meşaleler ışıyor
Şu ocakta yanan köz ilen değil

Musa Firavun’un yoluna daldı
Yavuz Selimler de icazet aldı
Arif meclisinde nefesiz kaldı
Şahturna davamız poz ilen değil

“Örgütlerin dini kutlamalarını samimi bulmuyorum”

Ozan Şiar da Muharrem ayının aç kalma ayı olmadığını ifade ederek, “Muharrem ruhu ıslah etmek içindir, oruç zorunluluğumuz değildir. Tutulacaksa da zorunluluklardan ziyade inceliklere dikkat edilir. Et yenmez, sade bir şekilde oruç açılır. Bir kuş sütü eksik sofralardan kaçınılır. Hatta ibadetlerin sessiz, gizli yapılması makbuldür” şeklinde konuştu.

Ozan Şiar, bu nedenle siyasi ve sivil toplum örgütlerinin Muharrem ayı da dahil, dini kutlamalar çerçevesinde yaptıkları etkinlikleri samimi bulmadığını söyledi.
“İçinde iktidar mevhumu taşıyan oluşumların, inançları propaganda ya da şov aracı olarak kullanmasını onaylamıyorum. Çünkü inançlar gönüldedir, kutsaldır, bireyseldir. Siyasi ya da ticari araca dönüşmesi sömürü ve riyakarlıktır” diyen Ozan Şiar sözlerini yazdığı şu şiirle destekledi:

Dost cemali Kabemizdir
Hacca gerek yoktur bizde
Sevgi oduyla yanarız
Saca gerek yoktur bizde!

Sudan tatlı alın teri
Ölmeden öldük biz diri
İnsan dünyanın veziri
Taca gerek yoktur bizde

Gün doğar güller al olur
Yaralı kuşa dal olur
Dost sevdamızın şavkından
Ay hicap eder lal olur!

Şiar, zulmü zay ederiz
Karanlığı ay ederiz
Biri kırka pay ederiz
Aça gerek yoktur bizde!

Ortak ağız tadımız “Aşure”

Son sözü aşureye bırakan ozanlar, “Yol bir, sürek binbir” diyerek, aşurenin ufak farklılıklar da içerse tüm inançlarda varlığını sürdürdüğünü dile getirdiler.
Ozan Şiar, “Bu konuda bize ulaşan ilk bilgiler Hz. Nuh’un tufandan kurtuluşun ardından aşure pişirdiği şeklinde. Ama hemen hemen tüm inançlarda aşurenin izine rastlıyoruz, kadim dinlerden tutun da tek tanrılı dinlere kadar. Alevilikte de aşure, yastan çıkma, sıkıntıdan kurtulma, arınma anlamına gelir” dedi.
Ozan Şahturna da Orta Asya’dan Ortadoğu’ya tüm halkların aşure pişirip, dağıttığını dile getirdi. “Aşure, barışı, paylaşmayı, kardeşliği, ağız tadımızı çağrıştırır. Onun için tatlıdır, içindeki çeşitlilikle de hepimizi kucaklar” diyen Ozan Şahturna sözlerini bitirirken, aşurenin ortak barış aşımız olduğunun altını bir kez daha çizdi.

Özlem Coşkun – KADINCA.eu – 15.09.2019 – 19:00

Fotoğraflar: Mustafa Temel ve AYPA

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*