TÜRK VE ALMAN TOPLUMUNUN ORTAK SIZISI: “HATUN SÜRÜCÜ”

Ataerkil toplumun kadına dayattığı namus, töre, zoraki evlilik gibi kavramların sembolü haline gelen “Hatun Sürücü” ölüm yıldönümü olan 7 Şubat’ta, öldürüldüğü yerde kadın örgütleri, kadın hakları savunucuları ve bu konuda duyarlı siyasetçilerce düzenlenen bir törenle anıldı.

Hatun Sürücü, 15 yıl önce evinin önünde ailesinin çizdiği sınırlar içinde yaşamadığı için erkek kardeşi tarafından “aile namusunu kurtarma” gerekçesiyle öldürülmüştü. 7 Şubat’ta öldürüldüğü yerde yapılan tören, Türk ve Alman toplumunun yan yana geldiği, dayanışma gösterdiği ender platformlardan biri. Bu nedenle törende yer alan sivil toplum temsilcileri ve kanaat önderleri Hatun Sürücü’nün Türk ve Alman toplumunun ortak sızısı olduğunun altını çiziyorlar.

“Matemin ötesinde geleceğin açık bir penceresi”

CHP Berlin Birliği Kadınlar Kolu Başkanı Zerender Gürel, bu üzücü anının aynı zamanda iki toplumun kaynaştığı bir yer olduğuna şu sözlerle dikkat çekiyor: “Ne yazık ki, göçmen kadınlar 15 yıldır bu anıya ya hiç gelmemişler, ya da çok az katılmışlar. Bugün burada güzel bir kalabalık var. Evet, olay çok üzücü ama bana göre burası matemin ötesinde, geleceğin açık bir penceresi.”

Bu bağlamda Gürel, iki toplumun kadın dayanışmasının gelişerek devam etmesini istediklerini ve CHP Berlin Birliği olarak mor platformlara her türlü desteği sunmaya açık olduklarını söylüyor.

Hatun Sürücü neden bir sembole dönüştü?

Aynı şekilde kadın hakları örgütü Terre de Femmes’in yönetim kurulu üyesi sosyolog-yazar Necla Kelek de, Hatun Sürücü’nün kadın hakları çerçevesinde Almanya’da yaşayan Türk toplumu ve Almanlar için belirgin bir sembol olduğunu vurguluyor. Kelek, Hatun Sürücü’nün neden bir sembole dönüştüğünü ise şöyle aktarıyor: “Hatun Sürücü’nün öldürülmesinin ardından bir öğretmen sınıfında bu cinayeti anlatmış, sınıftaki Türk erkek öğrenciler “Bravo” demişler. Sonrasında bir gazete bu olayı sayfalarına taşıdı ve Alman toplumu ‘nasıl olur da toplumda bu cinayeti onaylayanlar olur’ şeklinde tepki gösterdi.”

Necla Kelek, konunun Almanya’da uyum tartışmalarını da tetiklediğini belirterek sözlerini sürdürüyor: “Hatun Sürücü ataerkil baskıdan sıyrılmış, modern topluma entegre olmuş güçlü bir kadındı. Buna rağmen öldürüldü. Dolayısıyla Almanya, her şeyin başı uyum derken, bunu hayata geçirmiş bir kadının katledilmesinin şokunu yaşadı.”

Berlin’in Neuköln semtinin belediye başkanı Martin Hike, kadına yönelik baskı ve şiddetin kültürden ve gelinen coğrafyadan bağımsız toplumun her kesiminde görüldüğünün altını çizerek, “Bu hepimizi ilgilendiren bir olay. Sürücü, bağımsız yaşamak isteyen bir kadındı ve öldürüldü. Sadece geçen yıl 140’ın üzerinde kadının ailevi nedenlerle katledildiğini biliyoruz. Bu nedenle toplum olarak hep birlikte tepkimizi göstereceğiz, duyarlılığı artıracağız” şeklinde aktarıyor düşüncelerini KADINCA.eu mikrofonuna.

Hatun Sürücü cinayetinin yasal süreci nasıl gelişti?

Hatun Sürücü 15 yıl önce oğluyla otobüs beklediği sırada, o tarihte 18 yaşında olan küçük erkek kardeşi Ayhan Sürücü tarafından tabancayla vurularak öldürülmüştü. 23 yaşında öldürülen Hatun Sürücü’nün katili Ayhan Sürücü, aldığı 9 yıl üç aylık hapis cezasını tamamladıktan sonra, 2014 yılında Türkiye’ye sınır dışı edildi. İki erkek kardeşi ise karar kesinleşmeden Almanya’dan Türkiye’ye gittikleri için İstanbul’da cinayete yardım ve azmettirmekten yargılandı. İki kardeş yargılama sonucunda ceza almadı.

Özlem Coşkun – KADINCA.eu – 11.02.2020 – 01:30
Fotoğraflar: Münir Bağrıaçık ve AYPA

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*