UĞUR MUMCU’NUN DOĞUM GÜNÜNDE ANLAMLI BULUŞMA

Avrupa Türk Gazeteciler Birliği ATGB çatısı altında örgütlenen Berlinli Türk gazeteciler, araştırmacı gazeteci yazar Uğur Mumcu’nun doğum günü olan 22 Ağustos’ta üçüncü toplantılarını gerçekleştirdiler. Toplantı, yeni üyelerin de katılımı ile Türk-Alman İşverenler Birliği TDU’nun yönetim kurulu salonunda yapıldı.

ATGB ve çalışmaları

Avrupa Türk Gazeteciler Birliği ATGB, merkezi Frankfurt’ta bulunan ve 17 yıldır faaliyet gösteren bir medya örgütü. ATGB, başta Almanya olmak üzere bugün Yunanistan, Danimarka, Fransa, İngiltere, Avusturya ve Belçika’da medya emekçisi olarak faaliyet gösteren üyeleriyle çalışmalarını sürdürüyor.
Örgüt, medya çalışanları arasında mesleki dayanışmayı, tecrübe ve fikir alışverişini sağlamayı, bu çerçevede kültürel ve sosyal etkinlikler düzenlemeyi hedefliyor. ATGB Frankfurt merkez yönetiminin onayı ile Berlin teşkilatı diğer bölgelere de örnek teşkil edebilecek değişik bir örgütlenme modeli üzerinde çalışmalar yapıyor.

ATGB-Berlin Teşkilatı

ATGB-Berlin, Almanya’nın başkentinde olması nedeniyle siyaset ve medya ilişkilerine büyük önem atfetiyor. Örgütün Berlin Teşkilatı, Türkiye-Almanya ilişkileri, Almanya’daki Türklerin konumu ve sorunlarıyla ilgili hassas ama gazeteci duyarlılığında sorgulayan bir yaklaşımla haber yapılmasını amaçlıyor. Bunun için düzenlediği toplantılarla farklı alanlarında çalışan, çalışmış olan ve çalışmak isteyen medya mensuplarını bir araya getiriyor.

ATGB-Berlin, ilgili toplantılarda mesleki dayanışma, kuşaklar arası bilgi ve birikimlerin aktarılması, medya etiğinin basın mensupları arasında yerleşmesi ve kurumsal yapının sağlam temeller üzerinde gelişmesi için çalışmalar yapıyor. Uzun vadeli zaman planlaması yapabilmek için de ATGB Berlin her ayın ikinci pazartesi günleri toplanmaya karar verdi. ATGB’ye üye olmak ve çalışmalara katılmak isteyen medya emekçileri ATGB.biz internet adresi üzerinden Berlin örgütüne ulaşabilirler.

Uğur Mumcu neden önemli?

ATGB Berlin Teşkilatı’nın yeniden yapılanmasının öncülerinden olan AYPA Haber Ajansı Genel Yayın Yönetmeni Ali Yıldırım, KADINCA.eu‘nun sorusu üzerine, bundan önceki toplantının Uğur Mumcu’nun ölüm yıl dönümü olan 24 Ocak’a, şimdikini de Uğur Mumcu’nun doğum günü olan 22 Ağustos’a denk gelmesinin tesadüf olmadığını vurguladı.
Yıldırım, Uğur Mumcu’nun gazeteci olarak gerçeği vicdani bir şekilde arayıp, korkusuzca yansıtan sembol bir isim olduğunu belirterek, “Mumcu, ‘Kulaktan dolma bilgilerle, kahve dedikodularıyla düşünmeye alıştırılan toplum yavaş yavaş içinden çürür’ diyor. Bunun olmaması için toplumun sağlıklı haber almaya ihtiyacı var” şeklinde konuştu. Yıldırım sözlerini şöyle sürdürdü: “Bunun için de mesleğinin önemini, anlamını idrak etmiş gazeteciler gerekiyor. Uğur Mumcu bu yoldaki gazeteciler için bir örnek, bir öncü, bir pusula.”
Ali Yıldırım ayrıca Uğur Mumcu ile ölümünden kısa bir süre önce Berlin’de HDF’in genel kurulu vesilesi ile bir araya geldiklerini de aktararak, “Toplantıdaki konuşmasını kamerayla ben çekmiştim, Ekim 1992’de. Üç ay sonra 24 Ocak 1993’te da alçakça bir saldırıda Uğur Mumcu’yu kaybettik. Bir süre sonra televizyon yayın lisansı aldım, AYPA.TV olarak yayına başladık ve 27 Şubat 1993 tarihindeki ilk yayınımızda Uğur Mumcu’nun 3 ay önceki tarihi Berlin konuşmasını yayınladık. İzleyicilerimize nasıl bir gazetecilik yapacağımızı daha ilk yayında göstermeye çalıştık. Gazeteci olarak örnek aldığımız bir kilometre taşıydı Uğur Mumcu bizim için” dedi.

Özlem Coşkun – Berlin.KADINCA.eu – 23.08.2019 – 19:00

Fotoğraflar: Hüseyin İşlek, Mehmet Dedeoğlu, Mustafa Temel, Şükrü Tokay, Süleyman Selçuk, UMAG ve AYPA

Uğur Mumcu kimdir?

22 Ağustos 1942, Kırşehir doğumlu olan Uğur Mumcu ilkokulu Ankara Devrim İlkokulunda ve ortaokulu Ankara Bahçelievler Deneme Lisesinde okumuştur. Uğur Mumcu 1961’de başladığı üniversite eğitimini avukat olmak üzere başladığı Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinde 1965’te tamamladı. Henüz öğrenciyken 26 Ağustos 1962’de Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan “Türk Sosyalizmi” başlıklı makalesiyle Yunus Nadi Ödülü’nü aldı. 1963’te fakültede öğrenci derneği başkanı seçildi.
1969-1972 yılları arasında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinde İdare Hukuku Profesörü Tahsin Bekir Balta’nın asistanı olarak çalıştı.

Askerliğini yapmaya hazırlandığı sırada 12 Mart döneminde bir yazısında kullandığı “ordu uyanık olmalı” sözleriyle, “orduya hakaret etmek” ve “sosyal bir sınıfın öteki sosyal sınıflar üzerinde tahakkümünü kurmak” suçunu işlediği iddiasıyla gözaltına alındı. Mamak Askeri Cezaevinde pek çok aydınla birlikte bir yıla yakın kalan Mumcu, bu davadan dolayı 7 yıl hapse mahkûm edildi. Fakat bu karar Yargıtay tarafından bozuldu ve Mumcu serbest bırakıldı. Bu olaydan sonra askerliğini yedek subay olarak yapması gerektiği hâlde, 1972-1974 yılları arasında Ağrı’nın Patnos ilçesinde, resmî tanımıyla “sakıncalı piyade eri” olarak tamamladı. Patnos’ta, ağır koşullar altında askerliğini yaparken, zaten uzun zamandan beri var olan ülseri yüzünden mide kanaması geçirdi.
1977 yılından sonra sadece Cumhuriyet için yazmaya başladı. “Gözlem” başlıklı köşesinde 1991 yılının Kasım ayına kadar aralıksız olarak yazdı. 1977’de Sakıncalı Piyade ve Bir Pulsuz Dilekçe kitapları yayımlandı. Ertesi yıl, Sakıncalı Piyade adlı yapıtını Rutkay Aziz ile birlikte tiyatroya uyarladı. Oyunu Ankara Sanat Tiyatrosunda tam 700 kere sahneledi. 1978’de, ünlünün yaşam öykülerini, siyasal geçmişlerini, bir güldürü zenginliğiyle anlattığı kitabı Büyüklerimiz yayımlandı.

1981’de terörün silah kaçaklığıyla ilgisini ortaya koymak ve kamuoyunu bu konuda uyarmak için yazdığı Silah Kaçakçılığı ve Terör yayımlandı. Aynı yıl, Mehmet Ali Ağca’nın Papa’yı öldürme girişiminden sonra Ağca üzerine inceleme ve araştırmalarını yoğunlaştırdı.

1987’de araştırmacı gazetecilik açısından büyük bir başarı kabul edilen Rabıta ve 12 Eylül adlı kitapları; 1991’de en önemli araştırmalarından biri olan Kürt-İslam Ayaklanması 1919-1925 yayımlandı.

1991 yılında İlhan Selçuk ve yaklaşık seksen Cumhuriyet gazetesi çalışanı ile birlikte gazeteden ayrıldı. Bir süre işsiz kaldı. 1 Şubat – 3 Mayıs 1992 tarihleri arasında Milliyet gazetesinde yazan Mumcu, Cumhuriyet gazetesindeki yönetim değişikliği üzerine 7 Mayıs 1992’de Cumhuriyet’e döndü.

Uğur Mumcu, 7 Ocak 1993 tarihinde “Mossad ve Barzani” isimli bir yazı yazdı. Bu yazısında Barzani, CIA ve Mossad arasındaki bağlantılara değindi ve yazısını şöyle bitirdi:

“Kürtler sömürgeciliğe karşı bağımsızlık savaşı yapıyorlarsa ne işi var CIA ve MOSSAD’ın Kürtler arasında?” “Yoksa CIA ve MOSSAD, anti-emperyalist savaş veriyorlar da dünya bu savaşın farkında değil mi?”
Uğur Mumcu, 24 Ocak 1993’te Ankara’da Karlı Sokak’taki evinin önünde, arabasına konan C-4 tipi plastik bombanın patlaması sonucu suikasta kurban giderek yaşamını yitirdi. Suikastın hemen ardından olay yerinde inceleme yapan uzmanların hiçbir delil bulamadığı, patlamayla etrafa dağılan ve cımbızla toplanması gereken delillerin ise süpürgeyle süpürüldüğü iddia edilmiştir.

Suikastı; İslami Hareket, İBDA-C, Hizbullah gibi örgütler üstlendi. Suikastın arkasında Mossad’ın ve kontrgerillanın olduğu da iddia edilmiştir. Ergenekon Davası sanıklarından Ümit Oğuztan, iddianamede yer alan ifadesinde Mumcu’nun, seri numarası silinmiş ve Kürdistan Demokratik Partisi lideri Celal Talabani’ye götürülen silahlarla ilgili araştırması nedeniyle öldürüldüğünü iddia etti.

Ayrıca ağabeyi Ceyhan Mumcu kendi yaptığı araştırmada ölümüne yakın bir süre içerisinde Mossad ve Barzani ilişkisi ortaya çıkınca İsrail büyükelçisinin ısrarla kardeşi Mumcu’yla bire bir olarak görüşmek istediği, ancak Uğur’un tek görüşmeyi kabul etmemesine rağmen görüşmenin yapıldığını belirtmiştir.

Mumcu’nun eşi Güldal Mumcu’yu ziyaretleri sırasında dönemin Başbakanı Süleyman Demirel, Başbakan Yardımcısı Erdal İnönü ve İçişleri Bakanı İsmet Sezgin, “cinayeti çözmenin, devletin namus borcu olduğu”nu belirterek adeta namus sözü verdiler (1993). Suikastın failleri yakalanamamıştır.
(Kaynak: Sözcü Gazetesi)

Foto Galeri:

 

 

 

 

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*